Masal gibi bir ülke İSVİÇRE
- gülençağlayan
- 21 Kas 2024
- 3 dakikada okunur

İsviçre her yer yönüyle imrenilen, yaşamak için hayal edilen ülkeler arasında yer alıyor. Şehirlerin yapısı olsun, yönetimi, insanların refah seviyelerini ayrıca doğal güzelliklerini de görünce gezi listemize bu ülkeyi iyi ki almışız diyorum.
Ülkeye ilk geldiğimizde daha havaalanından itibaren burada yaşayan insanların gelişmişlik seviyesini görebiliyorsunuz. Bir kere çok kibar olduklarını söylemeliyim. Bulunduğumuz süre içerisinde olumsuz iç bir davranışla karşılaşmadık diyebilirim.
Ren Şelalesi

Zürih’e 45 km uzaklıkta yer alıyor. İlk gün Ren Şelalesine gittik. 23 metre yüksekliğinde 150 m genişliğinde olan bu şelale önceleri kütüklerin taşınması amacıyla ticarette kullanılırken günümüzde turistlerin ziyaret ettiği bir şelale. Gezi tekneleriyle nehir üzerinde geziler yapılabiliyor. Tabi ki ücretli olan bu gezilerde şelale yakınına da yaklaşılıyor ve kulaklıklarda değişik ülkelere ait tercümelerle rehberlik hizmeti de veriliyor. Bu ülke dilleri arasında Türkçe de olması bizi mutlu etmişti.

Zürih

İsviçre’nin en büyük kentidir. Avrupa’nın kültür başkenti olması sebebiyle Zürih ’te pek çok tarihi yapı kültür ve sanat müzeleri bulunmakta. Eski Şehir (Old Town) de dolaşmak bile bu şehri anlamak için yeterli aslında.

Grossmünster Kilisesinin ikiz kuleleri bu yapılar içinde en tanınmışları arasındadır.
Şehrin merkezinde Limnat nehri geçiyor. Bu nehir boyunca farklı tarihi yapıları görmek mümkün. Bu yapılardan biri de St.Peters Kilisesi. Kilisenin üzerinde bulunan saat Avrupa’nın en büyük saatiymiş.

Fraumunster denilen yapı 853 yılında inşa edilmiş zaman içinde yeni yapılar ilave edilerek günümüzdeki haline ulaşmış. Burası Alman kadınların ikamet ettiği bir manastır olarak kullanılmış. Nehrin birçok yerinden görülebiliyor.

Zürih’te çok sayıda çeşme görebilirsiniz. Akan sular temiz yani içilebiliyor.

Zürih için çikolatanın başkenti desek yanılmış olmayız sanırım. Hayatımda yediğim en güzel çikolataları burada yediğimi söyleyebilirim. Sırf bu sebepten tekrar gidilebilir bence. Burada bulunan çikolata fabrikasının bir de müzesi var. Müzeyi ücretli gezebiliyorsunuz ve gezi sonunda bu çikolataları sınırsız tadabiliyorsunuz. Biz en çok bu kısmını çok sevdik doğrusu. Ayrıca bu çikolataların satıldığı mağaza da bu müzenin giriş katında yer alıyor.

Zürih gölü

Şehrin bu gölün kenarına kurulduğunu söylemeliyim. Göl, Alp dağlarıyla bir bütünlük içerisinde el değmemiş bir tablo gibi gördüğümüz anda bizi gerçekten mest etmişti. Doğa er yerde güzelliklerini sunsa da sanki buralara biraz torpil mi geçmiş acaba diye düşünmeden edemiyor insan.
Alp Dağları

Çocukluğumuzda izlediğimiz Heidi çizgi filmiyle öğrendiğimiz Alp Dağlarını buraya gelip de görmeden gitmek olmazdı değil mi? Heidi’nin köyü olarak düzenlenmiş bu köy o çizgi filme ait ne varsa canlandırılmaya çalışılmış. Küçük bir köy müzesi diyebilirim. Biz gezerken nostalji yaşarken oğlumun hiç bilmediği bu duyguları da ona anlatmaya çalıştık. Çok da duygulandığımı söylemeliyim. Çocukken gerçekmiş gibi izlediğimiz o çizgi film karakteriyle nasıl da bütünleşmişiz aslında.

Bernina Ekspresi

İtiraf ediyorum çok güzel bir gezi olmasıyla aslında benim ilk olarak buraya gelmeyi istemem sebebim bir gezgin olarak bu ekspresle seyahat etmekti. Rüya gibiydi ayrıca da çok heyecanlı geçti diyebilirim.

Bu ekspresle seyahat etmek için aylar öncesinde internet üzerinden bilet almanız gerekiyor. Ben dört buçuk ay öncesinde bilet bulabildim. Trenin panoramik cam tavanı sayesinde her yerinden şahane dağ manzarasını görebiliyorsunuz. Ancak bazı kompartıman ve koltuklarda en iyi görüntüleri yakalayabiliyorsunuz. Bunu da araştırdım ve o yerlerden bilet alabildim. Bileti Rhaetian Railway (RHB)‘sitesinden alabilirsiniz. Bilet alırken son kompartımanları takip edin. Tren yönünün sağ tarafındaki koltuklar manzara için ideal diyebilirim. Bu yolculuk Chur’ da başlıyor ve İtalya’nın Tirano kentinde son buluyor. Biletleri gidiş dönüş alabileceğiniz gibi istediğiniz durakta da sonlandırabilirsiniz. Biz gidiş yolculuğunu ekspresle yapıp dönüşü normal trenle yapmıştık. Dönüş yolculuğunu normal trenle yapacaksanız aktarma yapıldığını söylemeliyim aman kaçırmayın. Bu yolculukta bir de fotoğraf molası veriliyor. Yolculuk sonunda her yolcuya küçük bir tren maketi ve çikolata ikram ediliyor.
Grindelwald Köyü

Alp Dağları eteklerinde yer alan masalsı bir köy. Turistik amaçlı konaklama, restoran ve alışveriş dükkanlarının olduğu bu köy el değmemiş gibi görünüyor. Teleferik, dağ kızağı gibi aktivitelerin de yapılabildiği gerçekten yaşayanların ömrünü uzatabilecek bir köy diyebilirim.

İsviçre’ye gelenler mutlaka fondü denilen yemeği yemeden dönmüyor. Biz de denemek istedik. Fondü eritme peynirin sıcaklığının sürekli kalması için küçük bir ocakla sunulan bir yemek. Yerken peynirin kimisine göre ağır gelebilecek bir kokusunu alıyorsunuz. Kızarmış ekmekle sunulan bu yemek uzun çatallarla banarak yeniliyor. Biz beğenerek yedik.

Luzern

Dönüş yolunda harika manzaralar eşliğinde Luzern şehrine geldik. Akşam olduğu için şehrin gece görünüşüne yetişebildik. Burası da tarihi köprüsü ve diğer tarihi yapılarıyla sevimli güzel bir şehirdi diyebilirim.
İsviçre gezisi bana yetmedi desem yalan olmaz. Tekrar gidip görmediğim şehirlerini de görebilir ,belki bir kaçamak yapıp çikolata fabrikasını da tekrar gezebilirim ne dersiniz?
Comentarios