top of page
Ara

Bir Endülüs Masalı

  • Yazarın fotoğrafı: gülençağlayan
    gülençağlayan
  • 13 Ağu 2024
  • 4 dakikada okunur


Bir rüya ya da masal dünyasında birkaç gün geçirmek istiyorsanız İspanya’nın Endülüs bölgesine mutlaka gitmelisiniz. İspanya kültürel açıdan çok zengin bir ülke. Özellikle Endülüs bölgesi pek çok kültürel figürü bir arada yaşatıyor. Flamenko dansını doğduğu topraklarda izlemek, İslami mimari ile donanmış yerlerde dolaşmak, boğa güreşlerinin yapıldığı arenaları görmek bize çok farklı anlar yaşattı.

İlk olarak Granada şehrinde bulunana El Hamra Sarayından başlamak istiyorum.

GRANADA

Endülüs Bölgesinin en güzel şehirlerinden biri burası. En ünlü uğrak noktası El Hamra Sarayı tabii ki. Ayrıca etnik mahalleleri de görülmeye değer.


El Hamra Sarayı


İspanya'nın Granada şehrinde kurulu El Hamra Sarayı, İslam mimarisinin günümüze kadar ulaşan en önemli şaheserlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Arapça "kırmızı-kızıl” anlamına gelen El Hamra sıfatıyla tanımlanan sarayın, inşaatında kullanılan kil harcının kızıla çalan renginden ve güneşin batışı esnasında kızıl ışınların saray duvarlarına yansımasından dolayı bu ismi aldığı belirtiliyor. İspanya’nın en çok ziyaret edilen noktası diyebilirim.



 El Hamra Sarayı'nın temeli 1232 yılında atılmış. Endülüs Emevileri'nin devamı olan Beni Ahmer devletini kuran I. Muhammed (Muhammed bin Ahmer) zamanında yapımına başlanan saray, ilerleyen dönemlerde inşa edilen eklentilerle genişletilmiş. Zaman içinde eklentilerin tamamlanmasıyla 142 bin metrekare üzerine kurulan görkemli bir yapıya dönüşen saray, bulunduğu çevreye uyumu, yapısı, süslüme tarzı, bahçeleri ve havuzları ile görülmeye değer bir yer. Beklenti bir saray olunca doğrusu pek çok ziyaretçi hayal kırıklığına uğruyor. Zamanla yıkılan yağmalanan bu saraydan geriye çok küçük bir yapı kalsa da yine de bahçeleri ve havuzlarıyla, portakal ağaçlarının çiçeklerinin mis kokularıyla çok güzel bir yer diyebilirim.


Bahçelerinde gezerken grubun bir kısmıyla beraber kaybolduk. Burası çok büyük, gizemli ve iç içe bahçelerin bulunduğu bir yer. Neyse ki rehberimizi kulaklıklarımızdaki sesini takip ederek bulmuştuk.



Beni Ahmer Devletinin İspanya’yı terk etmesinden sonra burası yıllarca kullanılmamış. Yağmalardan sonra tekrar keşfedilmiş. Ancak kurtarılacak pek bir şey de kalmamış maalesef. Müzede o zamanlardan kalma kullanılmış eşyalar sergileniyor.

 Bu sarayı ziyaret etmek için günler öncesinden bilet alınması gerekiyor. Aynı gün gidip biletsiz ziyaret imkansız diyebilirim. Ayrıca rehbersiz ziyaret yapılamıyor.


Sakremento Gecesi


Granada’ nın farklı yerlerinden bir diğeri de bu mahalleler. İspanya çingenelerinin yaşadığı ve yerel danslarının sergilendiği bu mahalleye gelince doğrusu çok şaşırdım. Tamamen turizm odaklı restore edilmiş bu mahalleyi gündüz gezmeyi çok isterdim. Her sokak el değmemiş gibi temiz, düzenli ve bakımlıydı. Biz buraya akşam saatlerinde geldik. Mağara denilen ancak gösteri yapılmaya uygun bir hale getirilmiş bir yerde Flamenko dans gösterisini izledik. Çok farklı bir ambiyans içinde tutkunun dansını izlemek çok keyifliydi doğrusu.


Girona



İyi korunmuş bir Orta çağ kenti. Dünyaca ünlü Game Of Thrones dizisinin çekimlerinde burada da bulunulmuş. O yerleri gezerken benim gibi diziyi takip edenler çok heyecanlanmıştı.



 Endülüs Emevileri buraya kadar gelmiş ve bir süre burada kalmış ancak ilerleyememişler. Geri çekilme buradan başlamış.  

 



Eski şehre yürürken nehrin kenarına sıralanmış evleri durup seyretmelisiniz. Floransa’daki nehir kenarında sıralanmış evlerle görünümü aynı diyebilirim. Nehri geçip eski şehre girince sembol olmuş bir aslan heykeli ile karşılaşıyorsunuz.

Sokaklarda gezerken halkın şehrin koruyucusu saydıkları kara sinek resimlerini pek çok yerde görebilirsiniz.

Girona Katedralinin merdivenlerinde dizinin ünlü Utanç Yürüyüşü sahnesinin çekildiğini öğreniyoruz.


Ronda


Gezimizin en keyif aldığım yerlerinden biri de Ronda oldu. Küçük bir yerleşim olmasına rağmen boğa güreşlerinin ilk olarak yapıldığı arenanın burada olması kenti bilinir ve popüler yapıyor.




Puento Nuevo(Yeni Köprü)


 Kasabanın en etkileyici noktası El Tajo Kanyonu. Puento Nuevo(Yeni Köprü) kanyonu birleştiren bu köprü ilk görülecek ve en çok ilgi toplayan yerlerden birisi.

Köprünün altında küçük bir de müze bulunuyor. Köprünün altına doğru merdivenlerden inip manzara seyredilebilir.



Plaza de Toros de Ronda

Bu arena İspanya’daki en eski arenalardan biri. Buraya ücretli giriş yapılıyor.  Boğa güreşlerini onaylamasam da İspanya’nın kültürü içerisinde burayı görmeyi de arzu ettik. Arenanın girişinde bir müze bulunuyor.


CORDOBA

En heyecan verici yerlerden bir de Cordoba oldu. Çünkü İslami mimarinin en muhteşem eserlerinden biri burada yer alıyor.


Roma Köprüsü (Puento Romano)


 Nehre doğru yürüyerek Romalılardan kalma ihtişamlı bir  köprüden geçiyorsunuz.


Mezquita (Kurtuba Camisi – Ulu Camii)


 Cordoba Endülüs Bölgesinde İslami eserlerin en güzellerinin sergilendiği bir kent. Guadalquivir nehrinin kıyısında yer alan Cordoba, İslami, Musevi ve Hristiyan kültürü ve mimarisinin bir arada bulunduğu bir şehir. Eski Romalılar tarafından kurulan şehir, 711'de Arap Emevi ordusu tarafından fethedildi ve 1236 yılına kadar Los Reyes Catolicos saltanatının altına düştüğünde Arap egemenliği altında kaldı. Cordoba gezinizin başlangıç noktası en ünlü simgesi olan, Mezquita veya Cordoba Ulu Camii olmalı. Unesco dünya mirası listesinde yer alıyor. Hristiyan Krallar 1236'da Cordoba'yı fethettikten sonra, camide bir kilise inşa etmişler. İki dinin ve medeniyetin mükemmel bir birleşimini burada görebiliyorsunuz.

 Bu camiyi görmek için bile tekrar buraya gelinebilir. Burası bir şaheser. İçeride dolaşırken kendinizi kaybediyorsunuz. Gerçekten tek kelimeyle muhteşem bir yapı.


 Camiden dışarı çıkınca minareye sonradan eklenen çan kulesini görebilirsiniz. İlk yapıldığında kuledeki çanın çok büyük olduğu ve çok dehşet bir ses çıkardığından bahsedildi. Öyle ki ilk defa çalındığında hamile kadınların bebeğini düşürdüğünden, insanların korkudan öldüklerinden bahsedildi. Sonrasında bir daha tekrar çalınmadığı söylendi. Şimdilerde daha küçük çanlar çalınıyor.



Juderia ( Jewesh Querter)



 Yahudi mahallesi olarak bilinen bu yer dar sokaklarıyla masalsı bir görünüme sahip. İspanya’da 13 ve 15. Yüzyıllarında Yahudilerin yaşadığı bir mahalle. Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda gezerken er yerin çiçeklerle süslenmiş olduğunu görüyorsunuz. Her yıl en güzel avlu yarışması yapılıyormuş.



Sevilla


Endülüs şehirleri içinde en beğendiğim şehirlerden biri de Sevilla oldu.



En bilinen mutlaka görülmesi gereken ilk yer Plaza de Espana (İspanya Meydanı) Maria Luisa Parkı içinde yer alan meydan, 1929 İber-Amerikan Expo Fuarı için yapılmış.



Meydanın ortasında da Vicente Traver çeşmesi yer alıyor. Yapıyı boydan boya bir kanal geçiyor. Kanallar üzerinde dört adet köprü yer alıyor. Bu meydan da pek çok filmde kullanılmış.



 Flamenko dansının en şahane örneklerini izlemek için Sevilla’ya gelmelisiniz. Gösteri sahnede bir koreografi ile hazırlanmıştı ve dansçılar gerçekten çok iyi bir performans sergilemişlerdi. Bu gösteriler için önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.



 Sevilla Katedrali de gezilebilecek yerler arasında yer alan görkemli bir katedral. Biz dışarıdan görüp fotoğraf çektirmekle yetindik. Halen daha günümüzün en büyük Gotik Katedrali ve dünyanın en büyük üçüncü kilisesi olan Sevilla Katedralinde Cristof Kolomb’un mezarı yer alıyormuş.



Torre Del Orro

 Şehrin simgelerinden biri olan kule ilk yapıldığında hapishane olarak kullanılmış. Günümüzde denizcilik müzesi olarak kullanılıyor.



Alcazar  Sarayı

 Maalesef dışarıdan görebildiğimiz bu sarayı belki başka bir gezimde gezebilirim. İlk yapıldığında kale amaçlı yapılmış. Daha sonraları saraya dönüştürülmüş. Bu saray da ünlü dizi Game Of Thrones' da kullanılmış.



Endülüs masalını tekrar yaşamak için İspanyaya yeniden gelmeyi çok isterim.

 
 
 

Comentarios


Yazı: Blog2_Post

Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

©2021, gülengezi tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page